insanlar geçiyor,
günler, vakitler ve çağlar gözlerimden.
adım usuma vesikalarla aşina.
eskiden diye bahsettiğim vakitler
eskisinden de eski.
eskiden baktığım yerleri şimdi görmüyorum.
eskiden gördüğüm gözleri şimdi gömüyorum.
evlerin kederi, dünyanın üzüntüsü
yaşanıp bitirilmeyen bir taşranın
saçaklarından damlayan tükenmişlik sesi.
yalnızlığı kendimden çıkarınca, kayboluyorum.
seni en çok böyle susamış gecelerde
toprağı özlerken özlüyorum.
halen bir yerlerim, bir yerlerde
yaşansın diye yaşatan gülüşler,
ucu ölümü öldüren şiirler yazıyor.
seninle şu koskoca dünyada
kısacık bir fotoğrafımız var.
ve seninle şu kısacık dünyada
koskoca bir fotoğrafımız var.
acı. gözyaşı. yas.
kimselerin uykusu fesleğen kokmadı.
kimsesizlerin uykusu bir solukta kaldı.
eskiden diye konuştuğumuz vakitler eskide kaldı.
adımı yalnızca vesikalarla hatırladım.
adını yalnızca şiirlerle hatıraladım.
senin ölümünü ben yaşadım.